PROF DR METIN OZATA
DIYET ZAYIFLAMA ENDOKRIN GUATR UZMANI
Ana Sayfa      DIYABET
DİYABET



 



PROF DR METİN ÖZATA

 DIYABET  hangi tipleri vardır?
- Diyabet bazı değişik tipleri vardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
•    Tip1 Diyabet
•    Tip 2 Diyabet
•    Metabolik Sendrom
•    Şeker hastalığının nadir görülen genetik tipleri
•    Pre-Diyabet dediğimiz ‘’Gizli Şeker’’
•    Gestasyonel Diyabetes Mellitus denilen ‘’Gebelikte görülen şeker hastalığı’’
•    Brittle (oynak) diyabet


- Diyabetin  esasta iki tipi vardır ve bunlar Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak adlandırılır. Bunlardan en çok görüleni Tip 2 diyabettir ve tüm şeker hastalarının %90-95’i tip 2 diyabetlidir. Tip 1 diyabet daha çok çocuklarda görülen ve insülin ile tedavi edilmesi gereken şeker hastalığı tipidir. Bu hastalıkta insülin salgılanması olmadığından dışarıda yapılan yapay insülin ile tedavi yapılır. Şeker hastalarının yüzde 10’unu tip 1 diyabet oluşturur. Tip 1 diyabet 9 aylıktan itibaren görülebilirse de en sık 12-14 yaşlarında ortaya çıkar.
Tip 2 diyabet ise genellikle 30 yaşından sonra ortaya çıkan şeker hastalığı türüdür. Son zamanlarda Tip 2 diyabet 10-15 yaşlarında görülmeye başlamıştır.  Şeker hastalarının yüzde 90-95’i tip 2 diyabetlidir. Bu tip şeker hastalığında kanda insülin başlangıçta yüksek olmasına rağmen etkisini gösteremez ve kandaki yüksek kan şekerini hücrelere sokamaz. Bu duruma “insülin direnci” adı da verilir. Bununla birlikte bu hastalarda zamanla insülin salgısı bozulabilir ve insülin tedavisine ihtiyaç gerekebilir.



*  Metabolik Sendrom nasıl bir hastalıktır?
- Tip 2 diyabet veya gizli şekeri olan kişilerde birlikte tansiyon yüksekliği, kanda trigliserit yüksekliği, insülin hormon yüksekliği, ürik asit yüksekliği ve göbekte yağlanma ve şişmanlık birarada ise bu duruma metabolik sendrom denir. Metabolik sendromu yapan etken insülinin iyi çalışmaması yani insülin direncidir. Bel kalınlığı veya bel çevresi artmış olanlarda (şişmanlarda) bu hastalık daha fazla görülür. Birlikte karaciğer yağlanması, yumurtalıklarda kist (polikistik over hastalığı), kan pıhtılaşmasına eğilim, HDL kolesterolde azalma ve idrarla atılan proteinde artma (mikroalbüminüri) birlikte olabilir. Bu kişilerde kalp koroner damar hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı çok sık görülür. Ülkemizde metabolik sendrom yaklaşık her 100 kişinin 20-25’inde vardır.

* Gebelik diyabeti
-  sadece gebelik sırasında ortaya çıkan şeker hastalığına gebelik diyabeti denir. Gebe kalmadan önce şeker hastalığı olan kadınlar bu gruba girmez. Gebe kalan kadınların % 4-7’sinde şeker hastalığı ortaya çıkmaktadır. Genellikle gebeliğin 24 ile 28’inci haftaları arasında ortaya çıkan bu tip şeker hastalığı bazen şişman bayanlarda gebeliğin ilk aylarında ortaya çıkabilir. Gebelik diyabeti olan kadınlar doğum yaptıktan sonra şeker hastalığı kaybolur, ancak yaklaşık %50’sinde ileriki yıllarda tip 2 şeker hastalığı oluşur. Bu yüzden doğumdan sonra 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekerine bakmak gerekir.

Gebelikle şeker hastalığına yakalanma riski olan gruplar
-    Ailesinde şeker hastalığı olanlar.
-    Şişman veya kilolu kadınlar
-    Önceki doğumda iri bebek (>4 Kg) doğuranlar
-    Düşük yapanlarda
-    Gebe kaldığında yaşı 25’den büyük olanlar
-    Önceki gebeliğinde şekeri yükselenler
-    İdrarda şeker çıkanlar
-    Kanında çinko, selenyum, antioksidan vitamin düşüklüğü olan kadınlar

.
Yukarıda saydığımız özellikler varsa gebeliğin ilk ayında şeker yükleme testi yapılmalıdır. Bu testte şeker hastalığı çıkmaz ise gebeliğin 20-24üncü haftasında tekrar şeker yükleme testi yapılmalıdır.
Gebelik diyabeti kadında hiçbir belirti yapmadığından bütün gebeler mutlaka taranmalıdır.
Gebelikte oluşan şeker hastalığının riski çocuğun iri doğmasıdır. Anneden gelen kan şekeri fazla olunca bebeğin pankreası fazla insülin yapar ve bu da yağ oluşumunu artırarak babeğin iri olmasına neden olur.
Gebelik diyabetinde takip iki yönlü olur. Birincisi annenin kan şekerinin ayarlanması, ikincisi kadın doğum uzmanı tarafından bebeğin gelişiminin incelenmesidir. Bu nedenle açlık kan şekeri 95 mg/dl’yi tokluk 2. Saat kan şekeri 120 mg/dl’yi geçmemelidir.
Gebelik süresince ultrason ile bebek takip edilmeli, kalp atımı izlenmeli, 35 yaşından büyük kadınlarda down sendromu için amniosentez yapılmalıdır.
Egzersiz de gebe diyabetlide büyük önem taşır. Gebe kadınların haftanın 4-5 günü yürüyüş yapmaları gerekir. Yürüyüş dışında aerobik egzersizler de her gün 45 dakika yapılmalıdır. Egzersiz kan şekerini düşürür.
Beslenmede ise sebze, tam tahıllar, kuru baklagiller, posalı gıdalar tercih edilmelidir. Zeytinyağı yenmeli, tam buğday ekmeği, yağsız yoğurt ve yağsız süt tüketilmelidir. Margarin yenmemelidir. Gebelikte tansiyon ölçümü ve takibi de önem taşır.

* Önceden şeker hastası olan bir kadın gebe kaldığında neler yapmalıdır?
- Şeker hastası gebe bir kadın iyi tedavi olmaz ise bebeğinde ölüm, erken doğum, iri bebek doğurma, doğum sonrası bebekte kan şekerinde düşme, kalsiyum düşüklüğü, kan bilirubin düzeyinde (sarılık maddesi) artma, solunum sıkıntısı olabilir. Annede ise böbrek ve göz komplikasyonlarında şiddetlenme olabilir. Bu nedenle şeker hastası bir kadın gebe kalmadan önce ve gebe kalınca şeker hastalığının kontrolü için yakın takip altında olmalıdır.
Şeker hastası bir kadında gebe kalmadan önce kan şekeri ve HbA1c değerleri normal sınırlar içinde olmalıdır. Bu değerler normal ise gebe kalması çocuğu ve kendisi için daha uygundur. Gebelik planlayan bir şeker hastası kadında hap şeklindeki ilaçlar bırakılarak insüline geçilir.

Diğer şeker türleri

* Gizli şeker
 Kan şekerinin yükleme testi (OGTT) sırasında (75 gram glukozla yapılan şeker yükleme testinde) 2. Saatte kan şekerinin  140 ile 199 mg/dl arasında çıkmasına “Şeker Tolerans Bozukluğu” veya ‘’Gizli Şeker’’ adı verilir. “Pre’’ sözcüğü latince ‘’ön’’ veya ‘’erken’’ anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle şeker hastalığının ön veya erken devresi demektir. Bu kişilerde diyabeti önleme programı ile (sağlıklı beslenme, egzersiz ve fazla kiloların verilmesi) hastalık geriletilebilir veya ortaya çıkması geciktirilir. Gizli şeker veya tıp dilindeki adıyla ‘’glukoz tolerans bozukluğu’’ toplumda şeker hastalığının iki katı oranda yani %20-25 oranında görülür. Bunun anlamı her 4 kişiden birisinde gizli şeker hastalığı olduğu anlamına gelmektedir. Her yıl bu hastaların % 4-9’unda aşikar şeker hastalığı gelişmektedir.

 * Nadir görülen genetik şeker hastalığı tiipleri
- Tip 1 ve tip 2 şeker hastalığına pek benzemeyen bazı şeker hastalığı tipleri vardır. Bunlardan birisi erişkin yaşta şeker hastalığı gelişen kişilerin %10-15’inde görülen kısaltılmış ismi ‘’LADA’’ olan ya da Latince yazılımı ile ‘’Latent Otoimmün diyabeti” hastalığıdır. LADA tipi şeker hastalığında pankreastaki beta hücreleri bağışıklık sistemi tarafından yavaş yavaş yıkılır. Bu yıkım arttıkça insülin azalacağından kan şekerinde giderek bir artış olur. Bu hastalar bazen yıllarca insülin kullanmadan sadece tablet şeklindeki ilaçlarla şeker hastalığını kontrol ederlerse de sonra insülin kullanmak zorunda kalırlar.
Diğer bir tip şeker hastalığı ise gençlerde ortaya çıkan tip 2 diyabettir ve “MODY” adı ile anılır. Bu hastalık daha nadir görülür ve tip 2 diyabet erken yaşta ortaya çıkar. Nedeni ise bazı genetik bozukluklardır.

* Oynak (Brittle) diyabet
- Sıklıkla tip 1 diyabetli hastalarda bazen de tip 2 diyabetli hastalarda ortaya çıkan ve kan şekerinin gün içinde aşırı azalmalar ve artmalar göstermesi durumuna oynak (brittle) diyabet adı verilir. Bir hastada “oynak diyabet” var diyebilmek için uygun diyet ve günde 4 kez insülin yapılmasına rağmen kan şekerinin gün içinde yükselme ve düşmelerle seyretmesi gerekir. Bu hastalarda enfeksiyon, hormon bozukluğu, insülin direnci, mide ve bağırsaklarda gıda emilim bozukluğu, şafak fenomeni (gece büyüme hormonu artmasına bağlı sabah şekeri yüksekliği), somogy etkisi (gece şeker düşmesine bağlı sabah reaksiyon olarak kan şekeri yükselmesi) ve psikolojik rahatsızlık gibi nedenler aranır. Bu hastaların büyük çoğunluğunda (yaklaşık % 50’sinde) psikolojik bozukluk vardır. Bazen de şekerdeki oynamalar hastada stres yapar ve psikolojik sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olur. Mide felci denilen gastroparezi de şeker oynamalarına neden olabilir. Bulantı, kusma ve midede dolgunluk varsa bu durumdan şüphelenmek gerekir.

* Şeker hastalığının ortaya çıkmasında risk faktörleri
- Diyabette anne ve babadan geçen genlerin katkısı (kalıtım) yanında kötü beslenme ve hareketsizlik gibi yaşam biçimi veya çevre faktörleri etkili olmaktadır. Tip 1 diyabette anne ve babadan geçen genlerin etkisi varsa da tip 2 diyabette kalıtımın etkisi veya rolü daha fazladır.
Tip 1 diyabetin ortaya çıkmasında bağışıklık sistemindeki bozukluk, virüsler ve anne sütü ile az beslenme gibi birçok faktörün etkisi olabilir.
Tip 2 diyabet dediğimiz erişkin diyabetinde ise genetik etki yani kalıtım çok fazladır. Diğer bir deyimle ailesinde tip 2 diyabet olan kişilerde şeker hastalığı gelişme riski fazladır. Özellikle kilosu olan, hareketsiz yaşayan, tansiyonu olan ve kan yağları yüksek olan ve ayrıca  psikolojik stresi fazla olan  kişilerde şeker hastalığı riski fazladır. Bazı hastalıklar ve ilaçlar da kan şekerini yükseltir.
Bu hastalıklar şunlardır:
Hormon Hastalıkları
•    Akromegali (Büyüme hormonunun aşırı salgılanması)
•    Cushing sendromu (Kortizol hormonu aşırı salgılanması)
•    Glucagonoma (Glukagon hormon aşırı salgısı)
•    Feokromositoma ( Böbreküstü bezi tümörü)
•    Hipertiroidizm (Tiroit bezinin aşırı çalışması)
•    Aldosteronoma (Böbrek üstü bezinden aşırı aldosteron hormon salgısı)
Polikistik Over Sendromu: Polikistik over sendromu (PKOS) genç yaştaki bayan hastalarda görülen ve yumurtalıktaki kistler ile kendini gösteren bir hastalık olup şeker hastalığı ve şişmanlık sık görülür.
Bu hastalarda adetlerde azalma, tüylenme, akne (sivilce), testosteron hormonunda artma, insülin yüksekliği, LH hormonunda artma, Yumurtalıkta kistler ve kısırlık olabilir. Bu kadınların %30’unda gizli şeker, %7.5’inde aşikar şeker hastalığı vardır. PKOS’lu kadınların %40’dan fazlası şişmandır.
Tip2 diyabetli menopoz öncesi kadınların %27’sinde PKOS vardır.
Tedavide Kilo vermeleri sağlanır, egzersiz yapılır ve bazı ilaçlar kullanılır.
Pankreas Hastaklıkları: Şeker hastalığına neden olan diğer bir hastalık grubu pankreas bezinin hastalıklarıdır. Pankreatit denen pankreas bezi iltihabı, pankreasın tümör ve kanserleri, pankreasın ameliyatla çıkarılması ve pankreasda demir birikmesi (hemokromatozis) durumu da şeker hastalığına neden olur.
    
d)İlaçlar: Kullanılan bazı ilaçlar kan şekerinin yükselmesine neden olabilir. Bunlardan başlıcaları kortizon ilacı, interferon ve tansiyon tedavisinde kullanılan tiazit diüretik ilaçlarıdır.

* Çocuklarda diyabet gelişme riski ne kadardır?
- Tip 1 diyabetli erkeğin çocuklarında diyabet olma olasılığı 1/17 ‘dir. Yani 17 çocukta bir çocukta olabilir demektir. Eğer tip 1 diyabetli kadın çocuğunu 25 yaşından önce doğurmuşsa çocuklarda diyabet gelişme riski 25’de 1’dir. 25 yaşından sonra doğurmuş ise risk 100 çocukta 1’dir. Bir kişide diyabet 11 yaşından önce gelişmişse çocuklarında diyabet riski 2 kat fazladır. Eğer anne ve babanın ikisinde de tip 1 diyabet varsa çocuklarda şeker hastalığı görülme riski 1/10 ile 1/4 arasında değişir.
Çocuğunuzda HLA-DR3 ve DR4 genleri varsa şeker hastalığı gelişme riski fazladır. Bir çocukta tip 1 diyabet varsa diğer çocuklarda şeker hastalığı gelişip gelişmeyeceğini anlamak için insülin antikoru, anti-GAD antikoru düzeylerine bakılır. Bu antikorlar kanda yüksek ise o çocuklarda şeker hastalığı gelişme riski fazla demektir.
Ailenin bir üyesinde tip 2 diyabet varsa kardeşlerde veya anne ve babada tip 2 diyabet olabilir. Eğer bir kişide tip 2 diyabet varsa çocuğunda diyabet gelişme riski 1/7’dir. Yani 7 çocuktan birisinde şeker hastalığı gelişebilir. Eğer annede tip 2 diyabet varsa çocuklarda diyabet gelişme riski daha fazladır. Eğer anne ve babanın her ikisinde de tip 2 diyabet varsa çocuklarda şeker hastalığı riski çok fazladır ve her 2 çocuktan birisinde şeker hastalığı gelişebilir. Bazı ailelerde şeker hastalığı çok fazla görülür. Aile üyelerinden çoğunda şeker hastalığı varsa dikkatli olmak, tetkik yaptırmak, kilo almamak, sağlıklı beslenmek ve egzersiz yapmak faydalı olur.


DİYABET ÇEŞİTLERİ

* Tip 1 diyabet
Tip 1 diyabete insüline bağımlı diyabet ismi de verilir. Genellikle zayıf, kilo kaybı olan, aşırı susama ve çok idrara gitme şikâyeti olan kişilerde saptanır. Bu kişilerin idrarlarında keton denen bir madde teşhis sırasında bulunabilir.   Hastalığın erken döneminde pankreastaki beta hücrelerinin yıkımını gösteren adacık hücre antikoru (ICA), insüline karşı antikorlar (IAA) ve glutamik asid dekarboksilaza karşı antikorlar (GAD) kanda yüksek olarak bulunur.
Tip 1 diyabet pankreas bezindeki beta hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından yıkılması ile oluşur. Vücut genetik bir eğilim sonucu pankreastaki beta hücrelerini yabancı bir doku olarak algılar ve onu yok etmeye çalışır. İşte bu amaçla insülin antikoru, adacık antikoru ve GAD antikoru denen antikorlar vücut tarafından yapılır. Bu antikorlar pankreas bezinin beta hücrelerine yapışarak orada bir iltihap meydana getirir ve beta hücreleri tahrip olur. İnsülin hormonu salgılayan beta hücreleri yok olunca insülin vücutta azalır ve yok olur. Bu yüzden tip 1 diyabetli hastaların kanlarında insülin hormonu yoktur. Sonuçta insülin eksikliği nedeniyle kandaki şeker hücrelere giremediğinden kanda birikir ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Tip 1 şeker hastalığının ortaya çıkmasında oksijen yakım yan ürünü olan oksijen radikalleri ile gıdalarla alınan serbest radikaller de etkili olabilir.

* Tip 1 diyabet kimlerde görülür?
- Tip 1 diyabet her 300 çocuktan 1’inde görülür. Tek yumurta ikizlerinden birisinde varsa diğerinde gelişme riski %50’dir. Tip 1 diyabetli çocuğun babasında %6, annesinde %2, kardeşlerinde %5 ve birinci derece akrabalarında %20 oranında diyabet gelişme riski vardır. Tip 1 diyabetli bir annenin diyabetli bir çocuğa sahip olma olasılığı 1/20 dir.

* Hangi durumlar tip 1 diyabet açısından risk taşır?
- Sosis, salam, sucuk, soda ve suda bulunan nitrat vücutta serbest radikalleri arttırarak beta hücrelerinin tahrip olmasına neden olarak Tip 1 şeker hastalığının ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. İnek sütünün erken dönemde içilmesi de bebeklerde beta hücre harabiyeti yaratabilmektedir.
Bazı virüsler beta hücre harabiyeti yaparak şeker hastalığına neden olabilmektedir.
D vitamini eksikliği de tip 1 şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunabilmektedir.
Tip 1 diyabet şişman çocuklarda görülebilir. Şişman çocuklardaki insülin direnci pankreasdaki beta hücrelerini strese sokar ve tip 1 şeker hastalığı görülebilir.
Tip 1 diyabet daha çok çocukluk çağında görülürse de otoimmün tip denilen tipi her yaşta görülebilir.

Tip 1 Diyabetli Hastalarda Sık Görülen Diğer Hastalıklar
Çölyak hastalığı: Bağırsak hastalığıdır
Graves hastalığı: Tiroit bezinin çok çalışması
Hipotiroidi: Tiroit bezinin az çalışması
Addison Hastalığı: Böbreküstü bezinin az çalışması-Kortizol hormon azlığı
Pernisiyöz anemi: B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık

* Çocuklarda Tip 1 diyabeti önlemek için neler yapılır?
- Bebeğin anne sütü ile beslenmesi çok önemlidir. İnek sütü bebeğe ilk 6 ay verilmemelidir. Alerji yapan buğday, patates, portakal suyu ve yumurta gibi gıdalar bebeğe biraz daha geç başlanmalıdır. Salam, sosis, sucuk, jambon yedirilmemeli, temiz su içilmeli, içinde nitrat olan maden suyu veya su içilmemeli, fazla kilo varsa verilmeli, D vitamini eksikliği varsa giderilmeli, kanda mağnezyum, çinko ve kalsiyum eksikliği yapmayacak bir beslenme yapılmalıdır.

* Tip 1 diyabetin tedavisi nasıl yapılır?
- İlk teşhis konulduğunda tip 1 diyabetli çocuk veya gençler hastaneye yatırılarak insülin tedavisine başlanır ve insülin yapılması öğretilir. Çocuğunda şeker hastalığı olan anne ve baba ilk önce panikler. Bu nedenle anne ve babanın da hastalık konusunda bilgilenmesi gerekir.
Bazen bizim balayı dönemi dediğimiz bir dönem olur. İnsülin tedavisine başlanan tip 1 diyabetli hastalarda bir süre sonra insülin ihtiyacı azalır ve insülin gerekmeyecek hale gelir. Bu hastalarda pankreas bezinde çok az miktarda insülin salgılayan beta hücresinin kalması nedeniyle bu tablo oluşmaktadır. İnsülin ihtiyacının ortadan kalktığı bu döneme balayı dönemi denir. Bu dönem 1 ay ile 1 yıl arasında olabilir. Daha sonra tekrar kan şekeri yükselmeye başlar ve insülin tedavisine geçilir. Balayı döneminde de kan şeker ölçümleri sürekli olarak takip edilmelidir.

ERİŞKİN DİYABETİ

* Tip 2 diyabeti
- Tip 2 diyabet, daha önce ‘’insüline bağımlı olmayan diyabetes mellitus’’
veya ‘’erişkin diyabeti’’ olarak tanımlanmıştır. Bu hastalarda ilerleyen tarzda pankreasdaki insülin salgılayan beta hücrelerinde bozukluk ve insülin direnci vardır. Tip 2 diyabetlilerin üçte birinde yaşamı süresince mutlaka insülin kullanmak zorunluluğu ortaya çıkar.
Tip 2 Diyabetin Temel Özelliği insülin Salgısındaki Bozukluktur.
Pankreasdaki beta hücrelerinden insülin hormonunun salgılanması bozulmadan kan şekerinde yükselme olmaz. Bu nedenle pankreastaki beta hücrelerinin normal olarak çalışmaması Tip 2 diyabette esas problemdir. Tip 1 diyabette ise hiç insülin salgılanmaz.

* Tip 2 diyabetin görülme sıklığı
- Tip 2 diyabet, son yıllarda şişmanlığın artmasına paralel olarak hızla artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 2025 yılında dünyada 300 milyon kişide diyabet hastalığının gelişeceğini düşünmektedir. İlginç olanı ise daha çocukluk yaşlarında tip 2 diyabetin artık sık görülmeye başlanmasıdır.
Yaş, hareketsizlik, karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, psikolojik stres, üzüntü, sıkıntı, depresyon ve düşük doğum ağırlığı tip 2 şeker hastalığı gelişme riskini artırır. İmmün sistemin (bağışıklık sistemi) uyarılması bu olayda rol oynamaktadır. Yorgunluk, uyku bozukluğu ve depresyon gibi şeker hastalığının diğer özellikleri kanda sitokinlerin artmasına bağlıdır.

Tip 2 diyabetin özellikleri
- Bu hastalarda insülinin çalışması bozuk olduğu gibi salgısı da bozuktur
- Genellikle 30 yaştan sonra görülürse de her yaşta olabilir.
- Hastaların %80’inde şişmanlık vardır, ancak şişman olmayanlarda da tip 2 diyabet gelişebilir. Şişman kişilerde kilo vermekle kan şekerinde önemli oranda düzelme görülür.
-Tip 2 diyabet çok su içme, çok idrara çıkma gibi şikayetler olmadan da ortaya çıkabilir.
- Şeker hastalığına bağlı göz, sinir ve damar hastalıkları birlikte olabilir.
-Genetik yatkınlık ve kilo alma en önemli risk faktörleridir.
-Bu hastaların kanlarında tip 1 diyabetlilerde olduğu gibi antikorlar bulunmaz.